24 Ekim 2012 Çarşamba

İyi Melankolik Bayramlar

Küçük bir çocuk en iyi şekilde verir hakkını bayramında seyranında.
Aslında hep öyle değilmidir, çocukluğumuzda öğreniriz bayramın ne olduğunu.. bayram sevincini üstü başı kirli ama küçük elleri tertemiz bir çocuk yaşar istanbul'un ara sokaklarında..


Öyle ki eskiden böylemiydi dedirten bayramlar yaşamaya başladığımızda beri, hep bir çocukluğa özlem duyarız.. aslında kimi zaman bayramı bahane edermişiz gibi.. çünkü hep bayramda ayyuka çıkar en çocuk kalma isteklerimiz, hep masum olmak isteyişlerimiz.. çocukken belki üstü başımız kirliydi ama ellerimiz ve yüreğimiz tertemizdi ve o günlerde annemizin bizlere günler öncesinden aldığı yaptırdığı bayramlıklar vardı; insanın içini okşayan ve o günlere bağımlı yapan bir aile kucağıydı sevgiydi bu evet, hatta öyle ki insanı bu duygulara bağımlı yapan, yıllar geçse de hep o günkü bayramı özlettiren bir duyguydu.. şimdi ise bayramlar bizler için bir resmi tatil olmaktan öte geçemiyor.. şimdiki çocuklarda elbet aynı duygularla geliyorlar evet ama bayramı bitmiş otuzlu çocuklar nasıl yapmalı.. insan bu yaşamı tanıdıkça çocukluğundan uzaklaşmamalı, bunun bedeli bu olmamalı.. sonra uzaklaşanda bekleyende biz oldukça, hasretlik kaçınılmaz oluyor..


Yaşam bize içinde barındırdığı savaş kavga ve kemirgenlikle dolu hengamelerinde öğrettiği tek şey yıkım ve harabatlık, kalbimizdeki katılaşmanında sebebi bu.. ve bizde bu hengameden bir an kafamızı kaldırıp baktığımızda bayramda yada seyranda görüyoruz ki tüm bunlardan rahatsız olan bir küçük çocuk varmış içimizde, iyi niyeti de bozulmaya yüz tutmuş.. o zaman anlıyoruz bu çocuk nede güzel bayramlar geçirmişti.. üstü başı kirli ama küçük elleri tertemiz bir çocuk, büyümeye hiç niyeti yok, ama yine hep o sokakta oynayan aynı çocuk hiç değişmeyen..