Soğuk bir öğleden sonraydı, ben İstanbul da şehirlerarası otobüs terminaline girerken.Mart ayının son günleri.Bundan tam iki yıl önce,
İstanbuldan gitmek üzere sırt çantasıyla tekerlekli bavulu yanıma yoldaş
edinmiştim.Çok değil, altı saatlik bir yolculuk için beni uğurlamaya hazırlanıyordu
İstanbul...
Bu şehri ilk defa terk edişim değildi.Terk etmek ne de
kolaydı.Bir bilet demekti gitmek, kaybolmak.Neden ya da nereye gittiğinin bir
önemi yoktu.Ama arkada bıraktığın yer İstanbul olunca gitmek biraz hüzünlüydü.Medeniyetlere
binlerce sene kucak açmış, ama kendisini her zaman bir şiire saklamış olan
İstanbul.Her şiirde benzetildiği gibi şimdide saçları ıslak bir kız gibiydi
İstanbul, çünkü yağmur başlamıştı.Bu şehirde dünyaya gelmek ve bu şehrin ara
sokaklarında çocuk olmak belki de buradan ayrılmayı zor
kılıyordu.Mahallelerinde her memleketten insanın oturduğu bir kültür
hazinesiydi ara sokaklar.Bu sokaklarda büyüyen çocuklar ise hayatın kapılarını
aralayarak ta içlerine kadar nüfuz eden yaşamın tüm renklerini hissedebiliyordu.Belki
bu yüzden İstanbulda her insan biraz şairdir.
İstanbulda birikmiş, asırlardır iyi ve kötüye şahitlik etmiş
binlerce olay vardır.Ama hiçbirini anlatmaz İstanbul.Ara sokaklarında yürüyen
hafif meşrep kadınlar gibidir ; başına onca felaket gelipte hiç birini kimseye
anlatmayıp sadece İstanbul’un boğaz manzarasını seyrederek, kız kulesinde
kaybolan kadınlar gibi… Küçükken yollarında top koşturmadığın bir sokağı
görünce bile yabancılık çekmezsin… Sanki senin de bir hatıran vardır orda, sanki
seninde dizlerinde o sokağın şahit olduğu kabuk bağlamış bir yara izin
vardır.Düşe kalka büyümek bu olsa gerek…
Neyse benimde elimde bir bilet duruyor, üzerinde otuz mart
Çarşamba iki bin on bir yazılı.Saat bir arabası.Bir de bilette mavi tükenmez
kalemle gelişigüzel yazılmış ‘harem’ yazısı var.Sahi otuz mart neydi diyorum
kendime.Sanki özel bir gündü bugün.Islak saçlı kem gözlü bir
kadına benzetilen şehir, beni kendine has bir günde gönderiyordu.Nisan yağmurlarına daha vardı oysa...
Ve ben yol boyu şiirin içindeydim.Kendime bir isim daha
arasam adı 'sen' olurdu belki.Bu şiirde her şey vardı sanki… Ben, sen, istanbul
; Ardımdan Ağlayan Şehir.