Günün en güzel ânı, belki de sabahın ilk ışıklarıdır.Soğuk
bir gün, soğuk bir sabah.Yatağından kalkan herkesindir bu gün, hem de hiç ücret
ödemeden herkese bedava; herkesi kucaklayan güne, merhaba..
Tek tük apartman pencelerinde ışıklar açık ve İstanbulun betonarme
sokaklarındaki bazı ağaçlarda geceden kalma kuşlar uğultulara başladı…
Sokaklardaki soğuk, evlerin dışarıya açılan her kapısından içeri taşıyor; sabah
soğuğu başkadır ve her mevsim aynıdır.Nedeni soğuktanmış gibi rüzgarın yerde
sürüklediği bir gazete kağıdının sesi duyuluyor, sapasakin sokakta. Bir anda
tüm binaların arasından yankılanarak gelen kepenk sesleri duyuluyor ve az sonra
bir kedi sokağın bir ucundan diğer ucuna aheste aheste yürüyor. İşe yetişmek üzere olan bir kamyon aniden
beliriyor sokağın ortasında, az önce yerde sürüklenen gazete kağıdının
üzerinden geçerken tekerleğindeki çamurla yapıştırıveriyor kağıdı asfalta. Bir
demir kapı sesiyle irkiliyor ağaçlardaki kuşlar ve ardından topuklu ayakkabı
sesleri ‘tik tak tok tok tik tok’ tonlamalarıyla sanki evde yalnız yaşayıp ne
yapsa duyulan ve yaptığından kendi de rahatsızlık duyarmışcasına hareket eden
bir kadın yürüyor… Bir iki tane kuş akşamdan ekmek tanesi silkelenen yere hızla
inerek kahvaltılarına başladılar bile.Kuşları seyre dalan kadının önüne hızla
bir araba yanaşıyor, gelen servise nayif bir şekilde binen kadın ; araba
kalkarken camdan kuşları seyretmeye devam ediyor… Sanki sokaktan hiç ayrılmak
istemedi, o sakinliğe o dinginliğe kuşların ekmek kırıntıları arasındaki
sessizliğe adeta hayran kaldı.Belki hiç fark etmedi o sakin sessizliği, hiç
farkına varmadı şehrin anbean kovalamacasından gürültüsünden sürekli bir seyir
halinde olmaktan başını kaldıramamıştı.Şimdi ise sokaktan uzaklaşırken günün o
anındaki dinginliğe hayran yol almaya başladı..
Geride kalan sokak, şimdi bir ilkokul öğrencisini evden
okula yollamaya hazırlanıyor.Beslenme çantasına konmak üzere haşlanmış yumurta
kokusu, apartmanın ikinci katındaki mutfak kapısından geldiği aşikardı. O
sırada işe gitmek üzere hızlı adımlarla yürüyen deri ceketli bir adam kahvaltı
yapmadan yaktığı sigarasından çekerken tamda yumurta haşlanan evin penceresinin
önünden geçiryordu.Kokuyu almasına rağmen önemsemedi, ama bilinçaltı bir an
önce kahvaltılık bir şeyler alması gerektiğini anımsattı.Sokakta her şey çok
netti, bir iki ağacın yapraklarından gelen geceden kalma yağmur kokusu,bunun
dışında sokak ve şehir hiç kokuyordu; sanki geceden havalansın diye kapısı
sabaha kadar açık bırakılmış bir oda gibi, tertemiz ve mis. Bazı kokular
yayılmaya başladı sokağa ; penceresi
açık mutfaklardan gelen patates ve yumurta kokuları ayrıca kahvaltının melodisi
haline gelen çaykaşığı sesleri ve giderek artan şehir sesleri… Uyanan insanlar;
yolları, arabaları, yerleri kullanacak insanlar; belki yalan söyleyecek belki
kötülük edecek belki de iyilik için uyanan insanlar... En çoğu da işe gitmek
için uyananlar. İş için evet, en büyük yarış için.Belki patronuna bir gün daha
tahammül etmek üzere olanlar, ya da bir gün daha işçilerine eziyet etmek için
uyananlar, belki de terfi için insanlar üzerinden patronlarına bir gün daha
yamanmaya çalışacak olanlar.Evden çıkarken katiyen unutulmayıp yüzlere takılan
maskeler.Kimselere söylenemeyen hatalar ve yanlışları da hatta yalanları da
uyanır uyanmaz yanlarına alanlar… Önceki gün kendilerine verilen son şansı iyi
değerlendirmek için bu güne umutla bakanlar, yarım kalan planlarına kaldıkları
yerden devam etmek üzere yola koyulanlar, sabahlara kadar sınavlara çalışıp
sınıf birincisi olmak için yola çıkanlar, metrolarda minbüslerde ve okul
servislerinde camdan dışarı bakarken geç kalınmış hep ertelenmiş planlarını
düşünenler, işyerine isteksizce gidip patrona yalancı bir gülüş satanlar,
yaşamak adına yapmak zorunda oldukları şeyleri kendi yeteneklerine tercih edip
hayalleri iyice törpülenenler, her geçen
gün biraz daha kaybolanlar ve hayattan saniye saniye silinenler… Hepsi günün en
masum vakti olan güzel bir sabahı mahvetmek üzere uyanmışlardı artık.İnsana
verilen güzel bir günü hırs ve öfkeleriyle mahvedecek ; havayı doğayı kirletecek
ve yaşanacak kargaşadan en çokta koca gün etkilenecekti.Öğleye ve akşama doğru
ne sabahın temiz kokusu ne de gerçekçiliği kalacaktı. Sabahın soğuk ama insanı
içine çeken sıcaklığı kalacaktı… Yapılacak olan maraton, tozu dumana katıp
akşama teslim edecekti karanlığın körpe ellerine…
Sokaktaki sesler şehirdeki sesler yavaş yavaş artmaya başlamıştı.Bir süre önce sokağı dolduran kepenk seslerinin geldiği dükkanlarda sabah temizliği yapılmıştı.Şehir uyanmıştı artık, ve YARIŞ başlamıştı; dünkü bıraktıkları yerden. Bir sonraki sabah görüşmek üzere, şimdilik GÜNAYDIN!..
Sokaktaki sesler şehirdeki sesler yavaş yavaş artmaya başlamıştı.Bir süre önce sokağı dolduran kepenk seslerinin geldiği dükkanlarda sabah temizliği yapılmıştı.Şehir uyanmıştı artık, ve YARIŞ başlamıştı; dünkü bıraktıkları yerden. Bir sonraki sabah görüşmek üzere, şimdilik GÜNAYDIN!..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder