19 Ocak 2013 Cumartesi

MONOTONLUK MARATONU

Günün en güzel ânı, belki de sabahın ilk ışıklarıdır.Soğuk bir gün, soğuk bir sabah.Yatağından kalkan herkesindir bu gün, hem de hiç ücret ödemeden herkese bedava; herkesi kucaklayan güne, merhaba..

Tek tük apartman pencelerinde ışıklar açık ve İstanbulun betonarme sokaklarındaki bazı ağaçlarda geceden kalma kuşlar uğultulara başladı… Sokaklardaki soğuk, evlerin dışarıya açılan her kapısından içeri taşıyor; sabah soğuğu başkadır ve her mevsim aynıdır.Nedeni soğuktanmış gibi rüzgarın yerde sürüklediği bir gazete kağıdının sesi duyuluyor, sapasakin sokakta. Bir anda tüm binaların arasından yankılanarak gelen kepenk sesleri duyuluyor ve az sonra bir kedi sokağın bir ucundan diğer ucuna aheste aheste yürüyor.  İşe yetişmek üzere olan bir kamyon aniden beliriyor sokağın ortasında, az önce yerde sürüklenen gazete kağıdının üzerinden geçerken tekerleğindeki çamurla yapıştırıveriyor kağıdı asfalta. Bir demir kapı sesiyle irkiliyor ağaçlardaki kuşlar ve ardından topuklu ayakkabı sesleri ‘tik tak tok tok tik tok’ tonlamalarıyla sanki evde yalnız yaşayıp ne yapsa duyulan ve yaptığından kendi de rahatsızlık duyarmışcasına hareket eden bir kadın yürüyor… Bir iki tane kuş akşamdan ekmek tanesi silkelenen yere hızla inerek kahvaltılarına başladılar bile.Kuşları seyre dalan kadının önüne hızla bir araba yanaşıyor, gelen servise nayif bir şekilde binen kadın ; araba kalkarken camdan kuşları seyretmeye devam ediyor… Sanki sokaktan hiç ayrılmak istemedi, o sakinliğe o dinginliğe kuşların ekmek kırıntıları arasındaki sessizliğe adeta hayran kaldı.Belki hiç fark etmedi o sakin sessizliği, hiç farkına varmadı şehrin anbean kovalamacasından gürültüsünden sürekli bir seyir halinde olmaktan başını kaldıramamıştı.Şimdi ise sokaktan uzaklaşırken günün o anındaki dinginliğe hayran yol almaya başladı..
Geride kalan sokak, şimdi bir ilkokul öğrencisini evden okula yollamaya hazırlanıyor.Beslenme çantasına konmak üzere haşlanmış yumurta kokusu, apartmanın ikinci katındaki mutfak kapısından geldiği aşikardı. O sırada işe gitmek üzere hızlı adımlarla yürüyen deri ceketli bir adam kahvaltı yapmadan yaktığı sigarasından çekerken tamda yumurta haşlanan evin penceresinin önünden geçiryordu.Kokuyu almasına rağmen önemsemedi, ama bilinçaltı bir an önce kahvaltılık bir şeyler alması gerektiğini anımsattı.Sokakta her şey çok netti, bir iki ağacın yapraklarından gelen geceden kalma yağmur kokusu,bunun dışında sokak ve şehir hiç kokuyordu; sanki geceden havalansın diye kapısı sabaha kadar açık bırakılmış bir oda gibi, tertemiz ve mis. Bazı kokular yayılmaya başladı sokağa ;  penceresi açık mutfaklardan gelen patates ve yumurta kokuları ayrıca kahvaltının melodisi haline gelen çaykaşığı sesleri ve giderek artan şehir sesleri… Uyanan insanlar; yolları, arabaları, yerleri kullanacak insanlar; belki yalan söyleyecek belki kötülük edecek belki de iyilik için uyanan insanlar... En çoğu da işe gitmek için uyananlar. İş için evet, en büyük yarış için.Belki patronuna bir gün daha tahammül etmek üzere olanlar, ya da bir gün daha işçilerine eziyet etmek için uyananlar, belki de terfi için insanlar üzerinden patronlarına bir gün daha yamanmaya çalışacak olanlar.Evden çıkarken katiyen unutulmayıp yüzlere takılan maskeler.Kimselere söylenemeyen hatalar ve yanlışları da hatta yalanları da uyanır uyanmaz yanlarına alanlar… Önceki gün kendilerine verilen son şansı iyi değerlendirmek için bu güne umutla bakanlar, yarım kalan planlarına kaldıkları yerden devam etmek üzere yola koyulanlar, sabahlara kadar sınavlara çalışıp sınıf birincisi olmak için yola çıkanlar, metrolarda minbüslerde ve okul servislerinde camdan dışarı bakarken geç kalınmış hep ertelenmiş planlarını düşünenler, işyerine isteksizce gidip patrona yalancı bir gülüş satanlar, yaşamak adına yapmak zorunda oldukları şeyleri kendi yeteneklerine tercih edip hayalleri iyice törpülenenler,  her geçen gün biraz daha kaybolanlar ve hayattan saniye saniye silinenler… Hepsi günün en masum vakti olan güzel bir sabahı mahvetmek üzere uyanmışlardı artık.İnsana verilen güzel bir günü hırs ve öfkeleriyle mahvedecek ; havayı doğayı kirletecek ve yaşanacak kargaşadan en çokta koca gün etkilenecekti.Öğleye ve akşama doğru ne sabahın temiz kokusu ne de gerçekçiliği kalacaktı. Sabahın soğuk ama insanı içine çeken sıcaklığı kalacaktı… Yapılacak olan maraton, tozu dumana katıp akşama teslim edecekti karanlığın körpe ellerine…

 Sokaktaki sesler şehirdeki sesler yavaş yavaş artmaya başlamıştı.Bir süre önce sokağı dolduran kepenk seslerinin geldiği dükkanlarda sabah temizliği yapılmıştı.Şehir uyanmıştı artık, ve YARIŞ başlamıştı; dünkü bıraktıkları yerden. Bir sonraki sabah görüşmek üzere, şimdilik GÜNAYDIN!..             
          

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder