Yaş oldu 23, cahit sıtkı'nın 'otuzbeş yaş' şiirini şimdi yazamam belki ama; dostoyevski'nin 'suç ve ceza' adlı romanındaki raskolnikov'un tefeci koca karıyı baltaladığı yaştayım.Ve baltayı kendi kalbime vurarak yaşıyorum.Çünkü her attığında onun adını duyuyorum.Hiç bir şey yapmadan mezar taşı misali bekliyorum.Kabullendikçe, kendi mezarıma toprak atıyorum.Omuzlarımdaki yük kendi tabutumun ağırlığı, bu yüzdendir biraz kamburluğum.Benimkisi, önümde akan dereden karşıya geçmek için suyun durmasını beklemekti, biliyorum.Gerçek dünyada yalnızdım; beraber olamadığımız masmavi okyanus kenarında. Ben de şimdi tüm gerizekalılar gibi yaşıyor taklidi yapacağım.Hüznümü gemilere yükledim; bırak, limanlarına yanaşsınlar.İsteğim, hayaline yol olmaktı fazlası değil.Çünkü bendeki istemek, karnesine teşekkür gelmiş çocuğun değil, teşekkürü bir puanla kaçırmış çocuğun başarısıydı.Şimdi hiç yorulma, yolun uzun ama yol gözünde büyümesin; çünkü yolun sonu hep deniz.Otuz beş yaşımda görüşmek üzere.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder